Tüm Dünya Şok Oldu!

Kuranı Kerimin her ayeti birer mucizedir. Bu bakımdan Kurandaki bütün mucizeleri burada anlatmak mümkün değildir. Bazıları şöyledir:

1- “Allah O’dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti” ( Ra’d suresi, ayet 2) ayeti göklerin dağlar sayesinde ayakta duruyor hurafesini ortadan kaldırmıştır.

4- 20. asrın bir buluşu da her yıldız ve gök cisimlerin bir yörüngede durduğu gerçeğidir. Bu duruma Kur’an “ geceyi, gündüzü, güneşi ve Ay’ı yaratan O’dur.

Her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.” ( Enbiya suresi, 33)

5- Güneşin sabit olarak durduğu zannedilirdi. Oysa kur’an güneşin sabit değil aksine daima hareket eden ve belirli bir hızla ilerleyen bir gök cismi olduğunu söylüyordu. Ve asırlar sonra da ilim onu tasdik edecekti. Şöyleki “ güneşte kendisi için tespit edilen bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan bilenin takdiridir.” ( Yasin suresi, 38)

Kuran’daki Jeolojik Mucizeler:

Karaların Azalması:

Yüce Allah 14 asır önce indirdiği Kuran-i Kerim’de Kendi yaratısıyla ilgili bazı sırları haber vermektedir. Bu sırlar hem Kuran’ın Allah sözü olduğunu kanıtlamakta hem de doğa bilimlerindeki gelişmenin önünü açmaktadır.

“Onlar görmüyorlar mi ki, gerçekten Biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz…” (Rad Suresi, 41)

“… Fakat simdi, Bizim gerçekten yere gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mi?…” (Enbiya Suresi, 44)

Küresel ısınmayla birlikte kutuplardaki buz tabakaları erimekte ve okyanuslardaki deniz suyu seviyesi yükselmektedir. Artan su miktarı da daha fazla karayı kaplamaktadır. Deniz kıyıları sular altında kaldıkça, yeryüzünün toplam yüz-ölçümü veya kara miktarı da azalmaktadır. (Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur’an, Crescent Publishing House, New York, USA, 1998, s. 115) Ayetlerde geçen “onu çevresinden eksiltiyoruz”, “etrafından eksiltmekte olduğumuz” ifadelerinin de, deniz kıyılarının sularla kaplanmasına işaret ediyor olması muhtemeldir.

New York Times gazetesinde bu konu ile ilgili yer alan bir haber şöyledir:

Geçen yüzyıl boyunca, yeryüzünün ortalama yüzey ısısı 1 Fahrenheit kadar yükseldi, ısınma oranı da son çeyrek yüzyılda artış gösterdi. Bilim adamları, 1950 ve 1960’larin denizaltı verilerini 1990’larin gözlemleri ile karsılaştırdılar ve Kuzey Kutbu havzasındaki buz tabakasının %45 oranında inceldiğini ispatladılar. Uydu görüntüleri, bölgeyi kaplayan buzların boyutlarının geçtigimiz yıllarda önemli ölçüde azaldığını göstermektedir.

(www.planetwaves.net/polar_NYT.html; New York Times, August 19, 2000)

20. yüzyıl sonlarında elde edilen bulgular, Enbiya Suresi’nin 44. ve Rad Suresi’nin 41. ayetlerindeki hikmetleri anlamamıza yardımcı olmuştur.

Kıtaların Sürüklenmesi

Yer kabuğu kendisinden daha yoğun olan manto tabakası zeminde adeta yüzer gibi hareket etmektedir. Ilk olarak 20. yüzyılın başlarında Alfred Wegener isimli Alman bir bilim adamı, yeryüzündeki kıtaların dünya’nın ilk dönemlerinde bir arada bulunduklarını, daha sonra farklı yönlerde sürüklenerek birbirlerinden ayrılıp uzaklaştıklarını keşfetmiştir.

Yeryüzündeki kara parçaları yaklaşık 500 milyon yıl önce birbirlerine bağlılardı ve Pangaea ismi verilen bu büyük kara parçası Güney Kutbu’nda bulunuyordu.Yaklaşık 180 milyon yil önce Pangaea ikiye ayrıldı.Farklı yönlere sürüklenen bu iki dev kıtanın birincisinden Afrika, Avustralya, Antarktika ve Hindistan; ikincisinden ise, Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’nın Hindistan dışındaki kısımları oluştu.

Kıtasal hareketin yilda 1 ile 5 cm civarında olduğu hesaplanmıştır. Tabakalar bu şekilde hareket ettikçe Dünya coğrafyasında değişiklikler meydana gelir.Örneğin, Atlantik Okyanusu her sene biraz daha genişlemektedir .

(Carolyn Sheets, Robert Gardner,Samuel F. Howe, General Science, Allyn and Bacon Inc.Newton, Massachusetts, 1985, s. 305)

Allah dağların hareketini ayette “sürüklenme” olarak bildirmiştir.Bilim adamlarının bugün bu hareket için kullandıkları İngilizce terim de “continental drift” yani “kıtasal sürüklenme”dir.

“Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler…” (Neml Suresi, 88)

Yerin Yedi Katmandan Oluşması:

Allah’ın Kuran’da yeryüzü ile ilgili bilgilerden biri, yeryüzünün, yedi kat olan gökyüzüne benzerliğidir: “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı…” (Talak Suresi, 12)

Rabbimiz asırlar önce yerin ve göğün yedişer kat olduğunu bildirmiştir. Asırlar sonra uzun jeolojik araştırmalar sonucunda varılan netice de aynı olmuştur.

Bilim adamlarının sıraladığı bu katmanlar şöyledir: Hidrosfer, Litosfer, Astenosfer, Üst manto, Alt Manto, Dış Çekirdek ve Iç Çekirdek:

Hidrosfer okyanus ve denizlerin en üst kısmı ile bunlardan etkilenen karaların kıyılarıdır. Litosfer, Dünya’nın en üst katmanını oluşturan katı kaya tabakadır.

Diğer katmanlarla kıyaslandığında oldukça ince, daha soğuk ve daha katıdır; bu bakımdan yeryüzünde kabuk görevi görür.

Litosferin altında Astenosfer katmanı bulunur. Bu katman yüksek ısı ve basınca maruz kaldığında yumuşayıp eriyebilen, sıcak, yarı-katı maddelerden oluşmuştur. Kati Litosfer tabakasının, yavaşça hareket eden Astenosfer tabakası üzerinde yüzdüğü ya da hareket ettiği düşünülmektedir. Bu katmanın altında yüksek sıcaklıkta, yarı-katı kayalardan oluşan yaklaşık 2.900 km kalınlığında manto denilen bir tabaka vardır. Kabuktan daha fazla demir, magnezyum ve kalsiyum içeren manto daha sıcak ve yoğundur; çünkü Dünya’nın içindeki ısı ve basınç derinlikle birlikte artar.

Dünya’nın merkezinde de neredeyse mantonun iki katı yoğunlukta olan çekirdek yer alır. Bu yoğunluğun sebebi içeriğinde kayalardan çok metaller (demir-nikelalasimi) bulunmasıdır. Dünya’nın çekirdeği ise iki ayrı parçadan oluşur: Biri 2.200 km kalınlığında olan sıvı dış çekirdek, diğeri de 1.250 km kalınlığındaki katı bir iç çekirdek. Dünya döndükçe sıvı dış çekirdek Dünya’nın manyetik alanını oluşturur.

Her şeyden önemlisi, 20. yüzyıldaki teknoloji ile tespit edilebilen bu bilimsel gerçeklerin Kuran’da yerelması Kuran’ın çok sayıdaki mucizesinden sadece birkaçıdır.

Yarılan Yeryüzü:

”Dönüşlü olan göğe and olsun. Yarılan yere de.” (Tarik Suresi, 11-12)

Yukarıdaki ayette geçen Arapça “sada” kelimesi Türkçe de “çatlama, yarılma, ayrılma” anlamlarına gelmektedir. Allah’ın yerin yarılması üzerine yemin etmesi, başka bir Kuran mucizesidir.

1945-46 yıllarında, bilim adamları mineral kaynaklarını araştırmak için ilk kez deniz ve okyanusların diplerine indiler. Araştırmaların da dikkati çeken en önemli noktalardan biri Dünya’nın kırıklı yapısı oldu. Dünya’nın dış yüzeyindeki kayalık tabaka; kuzey-güney ve doğu-batı doğrultulu olup, on binlerce kilometre uzunluğunda çok sayıda geniş çatlak(fay) ile yarılmıştı. Yeryüzünün bu kırıklı yapısı sayesinde, önemli miktarda ısı dışarı atılır ve erimiş kayaların büyük bir kısmı okyanuslardaki tepeleri oluşturur. Eğer yeryüzünün, kabuğundan yüksek miktarda ısının dışarı çıkmasına olanak veren bu yapısı olmasaydı Dünya üzerinde hayat imkansız olurdu. Çünkü bu durumda yer kabuğunun altından çıkış noktası bulamayan ısı, çok büyük miktarlarda olumsuz nükleer etki meydana getirecekti.

Öksürük ve Balgam için Bitkisel Çözüm

Öksürük solunum yollarının, koruyucu refleksidir.

Öksürük, kış aylarında görülen en önemli rahatsızlıklarıdan birisidir. (Özellikle Çocuklarda görülür.)

Öksürük hastalık değildir, fakat bir hastalığın belirtisidir. (Sebebinin bilinmesinde büyük fayda var.)

Öksürük Şurubu ve Antibiyotik, gibi ilaç almadan, Öksürükten kurtulmak isteyenler için;

* Bir orta boy sarı soğanı 6 yada 8 bölün. 2 bardak su ilave edip, kaynatın. Daha sonra soğumaya bırakıp, ılıyınca için. Her defasında, yeniden hazırlayıp taze, taze için. eze bölüp bir buçuk bardak su ilave ederek bunu bir miktar kaynatıyoruz. Daha sonra ılımaya bırakarak ılık bir şekilde içiyoruz. Fazla beklemiş suyu içmeyin yeniden hazırlamanız daha uygun olacaktır.

Öksürüğünüz Balgamlı ise :
* Yarım litre suya, 7-8 tane keçiboynuzunu kırarak atın ve kaynatın. Kaynamış bu suyu sabah ve akşam aç karnına için. 3 gün sonra balgam atmaya başlarsınız. Özellikle sigara tiryakilerinin bu kürü uygulamaları tavsiye edilir.

Her derdin çaresi TAHİN‘DE…

Mevsimsel hastalıklara karşı vücuda güç veren tahin, pekmez ile karıştırılıp yenildiğinde sadece kan yapmakla kalmıyor, vücuttaki zehri de yok ediyor….

Tahin nasıl yapılır? Tahin susamın ezilerek ve çeşitli işlemlerden geçirilerek yağ gibi akıcı bir kıvama gelmiş şeklidir.

Tahinin Faydaları;
E, C ve B vitaminleri bakımından çok zengindir.

Hücre yapısının bozulmasını önler.

İdrar sökücü etkisi vardır.

Yaraların iyileşmesini çabuklaştırır.

Kansere karşı korur.

Damar sertliği ve damar tıkanıklığını önler.

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Cildi güzelleştirir.

Göz sağlığı için hayati önem taşır.

Vücudu Toksinlerden Arındırır…

Vücutta biriken ağır metaller, zehirli bileşikler, radyasyon ve kullanılan ilaçların oluşturduğu toksinlere karşı etkin şekilde koruma sağlar.

Çağın Hastalığı Alzheimer’a Karşı Bol Bol Tahin Tüketin…

Yaşlılıkta oluşabilecek hafıza kayıplarının yani çağın hastalığı Alzheimer’a karşı olumlu etkisi kanıtlanmıştır.

Tahinin içeriğinde bol miktarda bulunan E vitamini sayesinde çok güçlü bir antioksidan kaynağı olarak gösterilir. Tahin vücuda enerji verir. 2 çorba kaşığı tahinde ortalama yarım kilo biftek teki kadar protein bulunur.

Kendine has özel ve güzel bir kokusu olan tahin, su ile temas etmedikçe uzun süre bozulmadan muhafaza edilir.

Safra taşlarının düşürülmesinde, nefes darlığı ve bronşite faydalı olduğu bilinmektedir.

Tahinin anne sütünü arıtıcı özelliği vardır.

Çocuklardaki zeka ve beyin gelişimini olumlu yönde etkiler.

Kemik gelişimine karşı faydalıdır.

TAHİN PEKMEZ KARIŞIMI BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR…
Pek çoğumuza tek başına tadı güzel gelmese de, pekmezle karıştırılarak tüketildiğinde hem daha lezzetli hem de daha faydalı bir hal alır. Pekmez tahin karışımı kişiye sadece enerji vermekle kalmaz, önemli derecede kan yapar, soğuk kış günlerinde üşümeyi önler, bedeni sıcak tutar. Mümkünse her gün kahvaltımızda kendimiz için ve çocuklarımız için tahin pekmez karışımını eksik etmeyelim.

Yüksek şeker tarihe karışıyor. “Yok Artık” Dedirtecek

Sıcak ve ılıman iklimlerin olmazsa olmaz bitkilerinden birisidir bamya… Ama herkesin bu sebzeyle arasının iyi olduğunu söylemek pekte mümkün değil.

Ancak tadı damakları kabul görmeyen bamyanın faydaları saymakla bitmiyor.

Bu nedenle en azından yemeğini yemeseniz bile, bamya suyu içerik sağlık ve sıhhat açısından faydalanma yoluna gidebilirsiniz.

İşte bamya suyunun faydaları…
Anemi hastalarını şifa bulması için bamya suyunun tercih edildiğini biliyor musunuz? Bu bitki içerisinde bulunan kan üreme hücreleri sayesinde kansızlık diye bir sorun kalmıyor. Bu nedenle kansızlık riski olanlar veya bu rahatsızlıkla muttali olmak istemeyenler mutlaka bamya suyu kullanmalılar.

Kış aylarında aşırı öksürük veya boğaz ağrıları yaşamayan yoktur. O zaman doktora gitmeden önce marketten bamya alın. Kaynatın ve suyunu için. Bir şeyinizin kalmadığını göreceksiniz.

Asrımızın rahatsızlığı olan diyabet için bamya suyu oldukça faydalı bir içecek. Kandaki şeker oranını dengeleyen bamya suyu, bu bakımdan bir diyabet kontrol ilacı olarak kullanılıyor.

BAMYA SUYU NASIL HAZIRLANIR?
Bardağın içine su doldurun. 3-4 adet orta boy bamyayı dilimleyerek suya koyun. Bardağın ağzını kapayın ve 1 gece bu şekilde bekletin. Ertesi sabah kahvaltıdan önce bamya dilimlerini bardaktan alarak kalan suyu için. Yaklaşık 15 gün düzenli olarak bu suyu hazırlayarak içerseniz yüksek şekeri düşürmeniz mümkündür.

Bundan Sonra

Yeni evlenen çiftimiz ilk gecenin sabahında ilk kahvaltılarını yapacaklardır.

Eşinin uyuyor olmasını fırsat bilen damat bey, gelin hanıma mükemmel bir kahvaltı hazırlamak için işe koyulur. Sessizce yataktan kalkan damat, ilk olarak bahçenin en güzel köşesine masa ve sandalyeyi taşır.

Yeşillikler içerisinde harika bir masa hazırlamaya başlar. Bal, süt, kaymak, reçel, çikolata, yumurta, tahin, pekmez, domates, salatalık derken müthiş kahvaltı hazırlıkları son bulmak üzeredir. Neredeyse “Bir tek kuş sütü eksik” denecek cinsten bir kahvaltı olmuştur.

Son olarak bahçeden topladığı gülleri de masanın ortasına koyarak mışıl mışıl uyuyan karısının yanına gider. Gayet kibar bir şekilde uyandırdığı karısını bahçeye davet eder.

Bütün olan bitenlerden habersiz olan gelin, elini yüzünü yıkayıp bahçeye çıkar. Gördükleri karşısında ne diyeceğini şaşırır. Mutluluk, şaşkınlık hepsi bir birine girmiş durumdadır.

Karısının sandalyesini çekip oturmasını sağlayan damat son adım olarak ta karısının çayını doldurur ve onu öperek şöyle der;

– “Bundan sonra sabah kahvaltılarını böyle istiyorum karıcığım”

Göbek bölgesindeki yağ nasıl yakılır detox suyu nasıl hazırlanır

DETOX SUYU NEDİR? DETOKS SUYU İLE NASIL ZAYIFLANIR

Detox suyu son zamanlarda oldukça popüler olan aromalı sulardır. Kişiler zayıflamak amacıyla, toksin atmak amacıyla, suya aroma katması amacıyla detox suyu tercih ederler. Ayrıca iltihap önleyici, sindirim düzenleyici veya ağrı kesici özellikleri olan detox suyu hazırlamak da mümkün.

Sağlık için her gün mutlaka 6-8 bardak su içilmesi tavsiye edilmektedir. Su vücutta ki organların düzenli ve sağlıklı çalışması için, cilt güzelliği için oldukça faydalıdır. Her gün içtiğiniz suyun içerisine dilediğiniz meyve veya sebzelerden eklerseniz hazırladığınız bu suyun birçok faydasını görebilirsiniz.

Detox Suyu Faydaları nelerdir?

Özellikle greyfurt, limon, salatalık, elma, tarçın gibi besinler ile hazırlanan detox suyu zayıflamada olukça faydalıdır. Metabolizmayı hızlandırır, yağ yakımını kolaylaştırır.

Yine limon, nane veya salatalık içeren sular vücutta ki toksinleri atmaya yardımcıdır. Ayrıca idrar söktürücü özelliği sayesinde vücutta su tutmayı önler.

Özellikle yaz aylarında içerisinde kivi veya çilek attığınız suları tercih edebilirsiniz. Çilek cildi güzelleştirmede çok etkilidir.

Zencefil ve limonu suyunuza eklediğinizde ise doğal bir ağrı kesici elde etmiş olacaksınız.

Detox Suyu Nasıl Yapılır?

Detox suyunu evinizde kolaylıkla her gün hazırlayabilirsiniz.

Alışkanlık haline getirdiğinizde ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz. Yapmanız gereken yalnızca cam bir su şişesine dilediğiniz malzemelerden birkaç dilim ekleyip 2-3 saat bekletmek. İçerisine eklediğiniz meyve, sebze veya baharatlar bir süre suda özümsendikten sonra gün içerisinde detox suyunuzu yavaş yavaş tüketebilirsiniz. Gün içinde suyunuz bittikten sonra aynı malzemelerin üzerine tekrar su ilave edip tekrar içebilirsiniz. Fakat ertesi gün yeni malzemelerle suyunu hazırlamayı unutmayın. Sevdiklerimiz için de paylaşalım.

15 Yaş Küçük Bir Kıza Aşık Olduğunu Söyleyerek Bir Anda Evi Terk Etti

46 yaşında bir kadınım. 3 çocuğum var. Eşimle erken yaşta evlendik. O 19, ben ise 17 yaşımdaydım.

Evlendikten kısa bir süre sonra eşim askere gitti. O askerdeyken ben ise onun ailesiyle kaldım. Askerden geldikten sonra ayrı bir eve çıktık ve mutlu bir evlilik sürüyorduk.Ne olduysa üç yıl önce oldu..

Eşim, yanında çalışan, kendisinden 15 yaş küçük bir kıza aşık olduğunu söyleyerek bir anda evi terk etti. Çocuklarımla bir başıma kalmıştım. Çok zor bir dönem oldu hem ben hem de çocuklarım için. 2 ay sonra eve döndü ama o kızdan ayrılarak değil.

Beni bu şekilde kabul edecekseniz kalırım yoksa giderim, o kızdan da ayrılmam diye rest çekti. Çocuklarımı düşünerek ses çıkartamadım ama bu şekilde yaşamak her gün cehennemi yaşamak gibi bir şeydi.Buna daha fazla ne kadar dayanabilirim bilmiyorum..

ÖLÜMÜN HABERCİLERİ

AYAKLARDA UYUŞMA VE KARINCALANMA HİSSİ

Ayaklarımızda ve ellerimizde uyuşma ve karıncalanma hissediyorsak bu çok ciddi hastalıkların belirtileri olabilir. Bunlarda bazıları :

Diyabet,Ayaklardaki kandolaşımı sisteminde ciddi bozukluklar, B12 vitamin azlığı, ağırmetal zehirlenmeleri, alkol zehirlenmesi, büyük kötü huylu tümörler ve virüs enfeksiyonları.

BACAKLARDA BELLİ BÖLGELERDE ÖDEM OLUŞMASI

Genelde bu ödemler ofisde,masa başı işlerde çalışanlarda görünür. Ancak önemli bazı hastalıkların haberciside olabiliyor. Bunlar:

Varisler, kalp yetmezliği, lenfatik tıkanıklık, karaciğer problemleri ve böbrek yetmezliği.

ŞİŞKİNLİK HİSSİ VE GAZ

Ana nedeni stres olan şişkinlik ve gaz kramp halinde çok acılı bir hal alabilir.

Ancak dikkat etmek gerek.Zira önemli bazı hastalıklarında habercisidir. Bunlar:

İrritabl barsak sendromu (huzursuz barsak sendromu) ,safra kesesi problemleri, kalın bağırsak tümörleri ve en önemlisi de pankreas kanseridir.

KASIKLARIN AĞRIMASI

Bilimsel tabirle pelvik ağrı olarak bilinir ve çok sık karşılaşılır. Ciddi bir hastalık belirtisidir. Bunlardan bazıları:

Üreme sistemi enfeksiyonları,üreme organlarının iltihabi,yumurtalıklarda kistler, dış gebelik, endometroizis (halk dilinde çikolata kistleri)…

GÖĞÜSDE AĞRI

Göğüs ağrısı belkide en hayati öneme sahip ağrılardan biri. Zira pek çok insan ölüme bu şikayetle gidiyor. Diğer önemli hastalık belirtileri ise:

Kalbde koroner damarlarda tıkanıklık ve kalpkapak hastalıkları, Gaströozofagael reflü, Mide dou-denum Ülseri, Gastritik, Zatürre ve Akciğer Kanseri.

BAŞ AĞRISI

Neredeyse herkesin yaşadığı ve sıklıkla şikayet ettiği bir ağrıdır. Çok bilinmesede bazı önemli hastalıklara ipucu vermektedir. Bunların başlıcaları:

Hipertansiyon,beyin tümörü ve enfeksiyon hastalıklarıdır.

SEDA SAYAN 8. KEZ EVLENİYOR İŞTE ESKİTTİĞİ KOCALARI

Seda Sayan 8. kez evleniyor işte eskittiği kocaları

Seda Sayan ilk evliliğini 26 yaşında yaptı. İlk eşinin ismi Rıdvan Kılıç’tı…

Bir dönem Galatasaray’da da forma giyen eski futbolculardan Rıdvan Kılıç ile yaptığı evlilik jet hızıyla bitti.

Mayıs 1987’de evlenen Seda Sayan, aynı yılın Aralık ayında boşandı.Seda Sayan, oğlunun babası Sinan Engin’den önce evli olduğu ilk eşi Rıdvan Kılıç ile bir hayali paylaşıyormuş. Çocuk sahibi olmayı çok isteyen çiftin evlerinde çocukları gibi sevdikleri bir oyuncak bebekleri varmış. Bebeğin ismini ise “Oğulcan” koymuşlar, öyle seviyorlarmış. Hayalleri ise bir gün erkek bebekleri olduğunda ona bu ismi vermekmiş. Ama kader evliliklerinin sonunu getirmiş, ikisinin yollarını ayırmış. Seda Sayan ise çok istediği bu hayalini, Sinan Engin’le evliliğinden bir oğlu olunca gerçekleşmiş ve oğlunun ismini “Oğulcan” koymuş…

Tesadüf müdür değil midir bilinmez ama Rıdvan Kılıç’tan sonra bir başka futbolcu Seda Sayan’ın kalbini fetheder. Seda Sayan’ın fotoğraflarını gördükten sonra ona hayran kalan Sinan Engin her gece soluğu Maksim gazinosunda alır, Seda Sayan’a güller gönderir, ondan aşk şarkıları ister.

1990 yılında Sinan Engin ile evlenen Seda Sayan ikinci eşinden evliliğinden ilk kez hamile kalır. 1 sene sonra Oğulcan’ı dünyaya getiren Seda Sayan, Sinan Engin’in işi nedeni ile Ankara’ya taşınır ve sahnelere ara verir. İkilinin evlilikleri 1995 yılında son bulur.

Fotoğraftaki Sayan’ın bu evlilikten olan oğlu Oğulcan…

Seda Sayan, Nihat Doğan ile olan birlikteliğini sonlandırdıktan sonra sürpriz bir nikaha daha imza attı.

Seda Sayan, Türk halk müziği sanatçısı Onur Şan’la 1 Şubat 2008 tarihinde Çırağan Sarayı’nda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından kıyılan nikâhla evlendi. Seda Sayan ve Onur Şan Şubat 2010 tarihinde boşanmışlardır.

Seda Sayan’ın sabah programına davet ettiği ve o günden sonra mütemadiyen her hafta programına çağırdığı Nihat Doğan ile olan aşkı “reyting” uğruna bir ilişki olarak yorumlandı.

Tüm bu iddialara rağmen birlikteliklerini sürdüren ve birbirlerini gerçekten çok sevdiklerini söyleyen ikili nişanlılık nikah masasında sonlanmadan ayrıldılar.

Sinan Engin ile evliliğini bitirdikten sonra kendini işine adayan Seda Sayan, 1995’te Maksim’de yaptıkları ortak programda Mahsun Kırmızıgül ile tanışır.

Mahsun’un ellerine ve ayaklarına bayılan Seda Sayan 3 yıl süren birlikteliklerinde imam nikahı kıyarlar.

Prestij Müzik’in battığı dönemlerde ilişkileri de çalkantılı hale dönüşen ikili, olaylı ve medyatik bir şekilde ayrıldı.

Seda Sayan’ın hayatındaki en tuhaf evliliklerinden biri bu… Arkadaşları ile Etiler’de turlayan Seda Sayan’ın arabası kırmızı ışıkta bir motor kurye yanaşır.

Motordaki genç ile göz göze geldikten sonra Seda Sayan, kuryenin motorunu sağa çekmesini ister.

Kırmızı ışık sayesinde tanışan çift, Seda Sayan’ın tanışmanın 3. dakikasında Soner Yapacık’a evlenme teklif etmesinin ardından 25 Ağustos 1998’de nikah kıyarlar.

Damat Soner Yapacık’ın memleketi olan Karadeniz Ereğli’sine bağlı Beyören Köyü’nde gizlice evlenen ikilinin evlilikleri fazla sürmez ve kısa bir süre sonra Seda Sayan’ın bu evliliği de son bulur.

Soner Yapacık’tan boşanan Seda Sayan 2000 yılının nisan ayında sürpriz bir kararla işadamı Tuncay Kıratlı ile evlendi.

Tuncay Kıratlı’nın kuzeni olan Alp Başaran ile daha önceden nişanlanan Seda Sayan’ın bu evliliği büyük bir tepki çekmişti. Nikah masasına 4. kez oturan Seda Sayan’ın bu evliliği de çok kısa sürdü.

Soner Yapacık’tan boşanan Seda Sayan 2000 yılının nisan ayında sürpriz bir kararla işadamı Tuncay Kıratlı ile evlendi.

Tuncay Kıratlı’nın kuzeni olan Alp Başaran ile daha önceden nişanlanan Seda Sayan’ın bu evliliği büyük bir tepki çekmişti. Nikah masasına 4. kez oturan Seda Sayan’ın bu evliliği de çok kısa sürdü.

YAZIYI OKUDUKTAN SONRA ARKADAŞLARINIZIN DA OKUMASI İÇİN FACEBOOK’TA PAYLAŞMAYI LÜTFEN UNUTMAYIN…

Evleneli oniki yıl olmuştu. Çocuk sahibi olamamıştık.

Tedavi için gittiğimiz doktorların hemen hepsi aşağı yukarı aynı şeyleri söylemişlerdi. Bu gerçekleri duymak eşim için de benim için de her seferinde yıkım oluyordu.

“Çocuk sahibi olabilmeniz imkansız görünüyor”

Bu kelimelerin her tekrarlanışı umudumuzu iyice yitirmemize neden olmuştu.

-Neden evlatlık edinmiyoruz? dedim eşime.. -Sahipsiz onca çocuk varken…

Belki de ALLAH onlardan birine sahip çıkmamızı istiyor.

Ve belki de bu yüzden bir bebek sahibi olmamızı dilemiyor.

Yetimhanede bebeklerin bulunduğu bölüme girer girmez, ilk onu gördüm. Ayaklarını havaya dikmiş,
elleri ile onlara ulaşmaya çalışıyordu.

Harukulade bir bebekti ve ben ondan gözlerimi alamıyordum.

-Bu… bunu kendimize evlat edinelim dedim.

Daha ilk bakışta ona karşı öylesi güçlü bir sevgi hissettim ki, sanki doğurduğum çocuğumu emanet bıraktığım bir yerden geri almak üzere gelmişim hissine kapıldım.

-Ben bu bebek için sonuna kadar mücadele edeceğim. dedim eşime Oda zaten bu konuda en az benim kadar kararlıydı. O günden sonra, gerçekten de onun için çok mücadele etmek zorunda kaldık. Bir çok araştırma, soruşturmaya tabi tutulduk. Aylarca uğraştık ama sonunda onu bize verdiler. Kızımızın hayatımıza girmesi ile birlikte yuvamızın tek eksiği de artık tamamlanmıştı.

O harika bir bebekti. Eşimle ben onun için çıldırıyorduk. Aylin okul çağına geldiğinde ona gerçeği anlattık. Artık kendisinin öz anne ve babası olmadığımızı biliyordu. Bu gerçeği öğrenmiş olması onda tahmin ettiğimiz şoku yaratmadı. Küçücüktü fakat inanılmaz derecede olgun bir çocuktu. Birgün arkadaşı Leyla’yla sohbetlerine tanık oldum.

Sevgili kızımın o gün arkadaşına söylediği sözler, benim hayatımda aldığım en güzel ödül oldu. “Ben evlatlığım” dedi Aylin Leyla şaşkın bir ifade ile sordu; “Evlatlık ne demek?” Küçük kızım şöyle yanıt verdi.