DİKKAT! HERKESİ İLGİLENDİRİYOR… 14 MİLYON KART SAHİBİNE SON ÇAĞRI!

14 milyon kartın sahibine son çağrı!

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

Banka ve kredi kartlarının elektronik ticarette kullanılabilmesi için kart sahibinden onay alma süresinin sonuna yaklaşıldı. 45 milyon kart sahibinden 31 milyonundan talep alındı. Talep alınamayan 14 milyon karttan 5.5 milyonu internet alışverişinde kullanıldı.

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

Kartlarla internetten alışveriş ve ödeme yapılabilmesi için kart sahiplerinin onay vermesine yönelik süre 31 Ocak’ta sona erecek.

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

Dolandırıcılar tarafından ele geçirilen kart bilgileri kullanılarak, kişinin bilgisi ve isteği dışında internet üzerinden yapılan alışverişlere ilişkin şikâyet artış gösterdi. Hatta kartının elektronik ticarete açık olduğunun farkında dahi olmayan kart sahipleri var.

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

Bu nedenle kartların standart şekilde elektronik ticarete açık olarak düzenlenmesi yerine kart sahibinin tercihinin sorulması ve talebi doğrultusunda elektronik ticarete açık olması yönünde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca Ekim 2016’da karar alındı.

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

45 MİLYON KİŞİYE ULAŞILDI, 31 MİLYON TALEP ALINDI Bankaların sistemlerini alınan karara uyumlu hale getirebilmesi ve kart sahiplerinden talep toplanabilmesi için 31 Ocak 2018 tarihine kadar bankalara süre verildi.

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

BDDK yetkililerinin yenisafak.com’a yaptığı açıklamaya göre bu süre içerisinde bankalarca, ticari ve sanal kartlar düşüldükten sonra, karar kapsamında olan 45 milyon kredi kartı için kart sahibine ulaşıldı.

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

31 milyon kredi kartı için kart sahibinin talebi alındı TALEP ALINMAYAN 14 MİLYON KARTTAN 5.5 MİLYONU KULLANILDI Kart sahibinin talebinin alınmadığı 14 milyon kartın sadece 5.5 milyonu geçtiğimiz bir yıl içerisinde internet alışverişinde kullanıldı.

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

Bu 5.5 milyon kartın internette kullanılıyor olmasına rağmen kart sahibinin henüz onay vermemesinin bazı sebepleri bulunuyor;

-Sektörde kişi başına yaklaşık 3 kart olduğu dikkate alındığında, kart sahiplerinin internet işlemlerinde kullanmak üzere tüm kartlarını elektronik ticarete açtırmaması, -İnternet işlemi öncesi kartın elektronik ticarete açılması ve işlem sonrası yeniden kapatılabilmesine imkan sağlayan banka uygulamalarını kullanan kart sahiplerinin taleplerini bankaya iletmek yerine, işlem bazlı kendisinin kartını elektronik ticarete açıp kapatması, -Kart sahiplerinin onay vermek için son günü beklemesi.

14 milyon kartın sahibine son çağrı ile ilgili görsel sonucu

31 OCAK’TAN SONRA DA ALIŞVERİŞE AÇTIRILABİLİR 31 Ocak 2018 olarak belirlenen uygulamaya geçiş tarihi sonrasında da kart sahiplerinin kartlarını internet işlemlerine açmak için onay vermesi ya da tercihlerini değiştirmesi halinde internete açık kartını kapalı, kapalı kartını açık hale getirmesi her zaman mümkün olacak. Bankalar çağrı merkezi, internet şube, mobil şube gibi farklı kanallardan kart hamillerinin taleplerini alıp işleyebilecekleri altyapıyı oluşturdu.

Uygulamaya geçiş sonrası, onayını ya da değişen tercihini bankaya iletmek isteyen kart hamili tercih ettiği bir kanaldan bankaya ulaşarak istediği anda işlemini yaptırabilecek./Habertürk

Bebek Hastanede ÖLDÜ! Cenazede Tabuttan Ses Gelince Herkes ŞOK Oldu..

Sağlığımızı uzmanlara emanet ederiz. Yaptıkları işler için de onlara saygı duyarız.Hindistan’da gerçekleşen bir olay ise insanları inanılmaz şaşırttı.

30 kasım tarihinde Hindistan’ın Delhi şehrinde yer alan Max Hastanesi’nde ikizler erken dünyaya geldi.

The India Times’tan aktarılanlara göre ikizlerden kız olanı maalesef hayatını kaybetmiş. Kardeşi ise yaşam ünitesinde bağlıymış.

Bebeğin kalp atışı düzensiz olmasına rağmen doktorlar bebeği kurtarabilmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.Maalesef doktorlar diğer bebeği de kurtaramadılar. O da tıpkı kız kardeşi gibi hayatını kaybetti.

Anne ve babası mahvoldu. The India Times’tan aktarılanlara göre hayatını kaybeden bebekler aileye plastik bir kabın içinde verilmiş.

Baba, çocukları için acilen cenaze töreni düzenleyecekken erkek bebeğin hareket ettiğini farketti.Çocukların amcası The Epoch Times’a “Bebeğin yaşıyor olduğunu görünce inanamadı!” dedi.

Baba Amish nefes alan oğlunu derhal hastaneye götürdü.

Bebeğin durumu kritik olmasına rağmen hayattaydı. Hastane yetkilileri bebekte ciddi bir enfeksiyon oluştuğunu söyledi.

Amca, “Hastane sabah bizi aradı. Onlardan kaynaklı bir hata olmadığını ifade ettiler. Doktorlardan bir açıklama beklediğimizi söylesek de doktorlarla konuşmamıza izin vermediler” dedi.

Ekmeğin İçinden Midenizin Kaldıramayacağı İğrenç Bir Şey ÇIKTI!

Denizli’de bakkaldan aldığı ekmekten çay kaşığı çıktığını iddia eden Abdullah Çağdaş, yetkililere ulaşmak istiyor. Arkadaşı tarafından sosyal medyada paylaşılan çay kaşıklı ekmek fotoğrafına ise “Hep ordan al takımı düzersin” ve “bardağını, tabağını da iste” yorumları yapıldı.

İHA’nın haberine göre, Denizli’nin Merkezefendi İlçesi Hallaçlar Mahallesi’nde yaşayan Abdullah Çağdaş isimli vatandaşın, sabah kahvaltısı için bakkaldan aldığı ekmeğin içinden çay kaşığı çıktı. Ekmeği iş yerine götüren Çağdaş’ın iş arkadaşları çay kaşıklı ekmeği sosyal medya da paylaştı.

Yetkililere ulaşmak istediğini belirten fabrika işçisi Abdullah Çağdaş “Sabah kahvaltı edip işime gelecektim. Ekmeği kopardığımda sert bir cisim olduğunu fark ettim. Baktım kaşık, ekmek yemeği bıraktım, kahvaltı etmeyi de bıraktım artık başka ne çıkacak diye, sonra geldim iş yerinde arkadaşlarıma anlattım.

Arkadaşlarda sosyal medya da paylaştı. Paylaştıktan sonra bir sürü yorumlar aldı. Kimisi elimizin kirli olduğunu yazmış. Biz ekmeği kolay kazanmıyoruz, ekmek parasına saatlerce çalışıyoruz. Böyle yazılması yanlış bir şey. İpler çıkıyor, başka şeyler çıkıyor, onları göz önüne almadık ama, bu boğazımızı yırtabilirdi, midemize oturabilirdi, onun için hakkımızı arıyoruz. Yetkililer isterse veririm” dedi.

“TAKIM YAPARSIN”

Çay kaşığı çıkan ekmeğin fotoğrafını sosyal medyada paylaşan iş arkadaşının hesabına yapılan yorumlar ise dikkat çekti. Yorumlarda “Abi hayırlısı olsun almaya devam et takımı düzersin”, “Ekmeğin gerisini de alın da kaşığın takımı tamamlansın”, “Bakarsın altın bile çıkabilir. Almaya devam”, “Birde çatal bıçak koyaydın bu kadar cimri olma fırıncı”, ” Bunda art niyet ararım çalışan elemanı bunu bence bilinçli yapmıştır abi ufak tefek bir şey olsa tamam amenna gözden kaçmıştır dersin ama şu yapılan ahlaksız bir şey nimete ve insana saygısı olmayan, sabah sabah görünce sinir oldum abi”, “İnşallah tabağı başka sefere bol şans tebrikler”, “Ekmeği ordan al devamlı takım yaparsın” ifadeleri dikkat çekti.

Denizli Fırıncılar Odası Başkanı Bekir Karadaban, ekmek içinden çay kaşığı çıkması olayı ile ilgili olarak, inceleme başlattıklarını ve fırının tespiti için çalışmaların devam ettiğini söyledi. Karadaban, son günlerde ekmek içinden çıkan maddelerin artması ile ilgili olarak ise Denizli İl Tarım Müdürlüğü ile konu hakkında çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Yüksek Apartman Aidatı Ödeyenler Dikkat !

Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) tarafından yüz binlerce apartman sakinini ilgilendiren bir açıklama yapıldı. Kanun gereği her yıl Ocak ayında yapılması gereken Kat Malikleri Toplantıları’na katılımın önemli olduğuna dikkat çekilen açıklamada yüksek aidata karşı yapılması gerekenler de aktarıldı

Hem lüks konutlarda ve hem de halk tipi sosyal konutlarda aylık aidat ücretlerinin neredeyse kira bedelleri ile yarışıyor hale geldiğini söyleyen Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Hukuk Komisyonu Başkanı Emekli Hâkim Avukat İzzet Doğan’ın yaptığı açıklama şöyle:

İNŞAAT ŞİRKETLERİNİN İKİNCİ KAZANÇ KAPISI

Çok sayıda meskenin bir arada bulunduğu toplu yapıların oluşmasıyla beraber bazı büyük inşaat şirketlerinin ikinci bir kazanç kapısı şeklinde faaliyet gösteren kendilerine ait profesyonel site yönetim şirketlerinin kurulduğu görülmektedir. Bunların belirleyip, topladığı yüksek aidatlara tepkiler artmakta, kira gibi aidatlar kiracıları da ev sahiplerini adeta çıldırtmaktadır.

“EKSİKLER TOPLANAN PARALARLA GİDERİLİYOR”

Yönetim tarafından tespit edilen aidat paralarını ödemeyenler hakkında ise icra takibi yapılmakta, işin sonu borçlu malikin gayrimenkulünün satışına kadar gidebilmektedir. Üstelik bina ve bağımsız bölümlerde eksik veya hatalı kısımlardan müteahhitlerin asgari beş yıl garanti ve sorumluluğu olmasına rağmen, bu eksiklikler kat maliklerinden toplanan paralarla giderilmektedir.

İŞTE YÜKSEK AİDATA KARŞI YAPILMASI GEREKENLER:

Aidatların aşırı yükseltilmesini önlemenin ve denetlenmesinin en kolay yolu, şikayet etmek yerine yılda bir kez yapılan kat malikleri genel kuruluna katılmak, hatta imkân varsa yönetimde görev almaktır.

Kat Mülkiyeti Kanununa göre genel olarak her takvim yılı ocak ayında kat malikleri toplantılarının yapıldığını söyleyen Doğan, toplantılara kat maliklerinin katılımının düşük olduğunu, alınan kararlarla kimsenin ilgilenmediğini sonra da aidatlar ve diğer uygulamalardan şikâyet ettiklerini belirterek, bu duruma toplantılara katılmayan kat maliklerinin kendilerinin sebep olduğunu kaydetti.”KİMSE SORUMLULUK ALMAK İSTEMİYOR”

Açıklamalarını sürdüren Avukat Doğan, “Birçok apartman veya sitede kat maliklerinin yılda bir kez yapılan genel kurul toplantılarına katılmadıkları, katılma oranının çoğu kez yüzde 15-20 civarında kaldığı görülmektedir. Kat maliklerinin bu ilgisiz tutumları nedeni ile genel kurul toplantılarına hep aynı kişiler katılmakta, kimse yönetici olmak, sorumluluk almak istememektedir.

Eleştirilerde başı çekenlerinse, sadece yılda bir kez yapılan ortalama bir saat süren toplantıya katılmayan malikler oldukları görülmektedir. Oysa kat maliklerinin genel kurullara katılmaları, orada birlikte yaşamaktan doğan sorunlara çözüm sağlayacak görüşlerini açıklamaları, yapı ve ortak yerlerin korunup, güzelleştirilmesine de katkıda bulunmaları gerekir.

“TASARRUF EDİLMESİNE ÖNEMLİ KATKI SAĞLAR”

Yılda bir kez yapılan bu genel kurul toplantılarına Katılım sağlanması hem yaşam alanlarında kalitenin artmasına hem de yönetim giderlerinin daha uygun yerlerde sarf edilerek tasarruf edilmesine önemli katkı sağlar“ dedi.

Toplu yaşama kurallarında sorumluluk almanın zorunlu olmadığını da belirten Doğan ayrıca, “Birçok kişi aynı ana yapı içerisinde veya toplu sitelerde birbirlerinden ayrı, bağımsız gibi bir arada yaşamaktadır. Sosyal ve ekonomik yönden farklı gruplara mensup kişilerin, ailelerin aynı ortamda yaşamalarının bazı sorunlara neden olması da çok doğaldır. Toplumun en küçük birimi olan aileden sonra, toplu yaşanan apartman ve sitelerde de demokrasinin, uzlaşma ve hoşgörü kültürünün geliştirilmesi elzemdir.

“YÖNETİM PLANLARINI İNCELEYİN”

Toplu yaşanan bu yerlerde bağımsız bölüm alınırken kat maliklerinin uyması gereken ortak kurallar ve birlikte yaşamın ilkelerini düzenleyen yönetim planlarını da incelemelerinde yararları vardır. Örneğin arabası olan bir kişi alacağı bağımsız bölümün yönetim planına park alanlarının veya ortak yaşam alanlarının nasıl kullanılacağını inceledikten sonra mülkiyet edinmesi gereklidir” dedi.

Apartman ve site aidatlarının makul miktarlarda oluşmasına, kat maliklerinin toplantılara katılarak yönetime girmelerinin çözüm sağlayacağını ileri süren Doğan, bu konuda en büyük sorunun Tapuya verilmiş tasdikli Yönetim planından kaynaklandığını kaydederek şunları söyledi:

“İNŞAAT ŞİRKETLERİ SİTE YÖNETİM ŞİRKETLERİ KURDULAR”

“Son yıllarda birçok ünlü müteahhit ve inşaat şirketi bir koyundan iki post edinmek anlayışıyla kendi bünyelerinde site yönetim şirketleri kurdular ve Tapu Müdürlüklerine verdikleri site yönetim planına da on yıl boyunca sitenin yönetiminin kendilerine ait bu şirketlerce yapılacağına dair şerh koydular.

Yönetim Planının değiştirilmesi için 634 sayılı Kat Mülkiyet Kanununa göre maliklerin yüzde 80’inin onayı gerektiği ve yüzlerce hatta binlerce meskenden oluşan site ve toplu yapılarda toplantıya katılan maliklerin bir araya gelip bu orana ulaşması neredeyse imkânsız olduğundan Yönetim Planında değişiklik yapılamamakta, tapuya bildirilmiş Yönetim Planında gösterilen şirket on yıl boyunca, yönetimi dilediği gibi sürdürmekte, aidatları belirlemektedir. Gereksiz ve büyük harcamalara karşı yargı yoluna başvurulması mümkün olmasına karşılık, bu yöntemle de sonuç alınabilmesi pratikte zor olmaktadır”

Maça Çayı Nedir? Faydaları Nelerdir?

Maça Çayı Nedir? Faydaları Nelerdir?

Metabolizmanızı hızlandırmak ve daha kolay kilo vermek ister misiniz? Bunun için düzenli, sağlıklı ve dengeli beslenmenin yanı sıra aynı zamanda bitki çaylarında da destek ve yardım alabilirsiniz. Maça çayı bu konuda oldukça iyi çaylardan biridir.

Maça çayı diyet listesinde eklenmesi gereken içeceklerden biridir. İçerisinde bulunan kafein sayesinde insana dinçlik verir. Aynı zamanda daha fazla kalori yakılmasını sağlayarak daha kolay kilo verilmesini sağlamaktadır. Ancak maça çayını kullanmadan önce özellikle emziren anneler, tansiyon hastaları ve 45 yaş üstü kadınlar ve erkekler mutlaka doktora danışarak kullanmalıdır.

Metabolizmayı hızlandıran ve kilo vermeye yardımcı olan maça çayının tarifi ise aşağıdaki gibidir. Sizlerde rahatlıkla yapabilirsiniz. Maça çayı toz halinde kullanılan bir çaydır.

  • Bir bardak suyu kaynatınız.
  • İlk sıcaklığını alması için ocaktan aldıktan sonra 1 dakika bekleyiniz.
  • Maça çayı toz halinde satıldığı ve kullanıldığı için sıcak suyun içine atıldığında topaklanma olabilir. Bunu engellemek için maça çayını suyun içine koyduğunuzda iyice homojen olana kadar karıştırmaya devam ediniz.
  • 1 dakika kadar daha demlenmesine müsaade ederek içebilirsiniz.
  • Bu çayı günde 1 veya 2 kez tüketerek metabolizmanızı hızlandırabilir, daha kolay ve hızlı kilo verebilirsiniz.
  • Diyetlerinizi desteklemek, düzenli sağlıklı beslenmenin yanı sıra kilo vermenizi hızlandırmak için maça çayını kullanabilirsiniz.

Öksürüğe ve Gribe İyi Gelen Bitki Çayları

Kış ayları geldiğinde ve soğuklar kendini yavaştan belli etmeye başladığında öksürük ve grip gibi rahatsızlıklarda kapımızı çalmaya başlamaktadır. Öksürük ve grip gibi rahatsızlıklardan korunmak için öncelikle iyi, düzenli ve sağlıklı beslenmeli, bol su içmelisiniz. Aynı zamanda ise sıkı giyinerek soğuktan kendinizi korumalısınız. Ancak bazen ne kadar uğraşırsanız uğraşın grip ve öksürük kapınızı çalabilir. Bu gibi durumlarda sizi kendinize getirecek, rahatsızlığınızın etkilerini azaltacak bir bitki çayı tarifini sizlere sunacağız. Öksürüğe ve gribe iyi gelen bitki çayı tarifi ve uygulanışı ise aşağıdaki gibidir;

oksuruge-gribe-iyi-gelen-bitki-caylari

Malzemeler:

1 boğum kuru kök zencefil

2-3 adet karanfil

1 su bardağı kaynar su

1 tatlı kaşığı kadar adaçayı

Tatlandırmak için bal

Yapılışı:

  • 1 su bardağı sıcak suyun içine kök zencefili ve karanfili ekleyiniz.
  • Bitki çaylarında daha çok kuru meyve ve kuru bitkiler kullanılmaktadır.
  • Çünkü kurutulmuş olan bitkilerdeki etken madde daha fazladır. Bu nedenle de kuru olanlar tercih edilir.
  • Daha sonra kök zencefil ve karanfil koyduğunuz karışımı 2 ve 3 dakika kadar ocakta kaynatınız.
  • Kaynamaya başlayan karışımı ocaktan alınız ve içine bir miktar adaçayı ekleyiniz, demlemeye bırakınız
  • 10 dakika kadar demledikten sonra süzünüz.
  • Süzdüğünüz bitki çayını bardağa alarak üzerine bal ilave ederek tüketiniz.
  • Dilerseniz birkaç damla limonda ilave edebilirsiniz.

Ben aslında bir devim

Uzak şehirlerden birinde Veli adında küçük bir çocuk varmış.

Veli ismindeki bu küçük çocuk gittiği her yerde “ben aslında bu kadar küçük bir çocuk değilim. Ben kocaman bir dev adamım.” diyormuş.

Anne ve babası bu sözleri önemsemiyor gülüp geçiyorlarmış. Velinin arkadaşları da bazen ürkseler de onunla dalga geçip oyun oynamaya devam ediyorlarmış. Arkadaşları ne kadar dalga geçerse geçsinler veli kendisinin gerçekten bir dev olduğuna inanıyormuş. Bu yüzden de etrafına ve arkadaşları olan çocuklara zarar vermemek için oyuna çağrıldığında gitmek istemiyormuş.

Çünkü dev halinin ortaya çıkıp çocukları incitmesini ve onları üzmesini istemiyormuş. Ancak birçok zaman o çocuklar gibide küçük bir çocuk olmak ve o çocuklarla boş arasada oyunlar oynamak istiyormuş.

Bazı zamanlarda bu oyun oynama isteğini yenemiyormuş.

Koşup onlara katılıyor ve saatlerce dev olduğunu unutarak gönlünce oynuyormuş. Sonra yine dev olduğunu hatırladığında da arkadaşlarına bir zarar vermediği için kendi kendine mutlu oluyormuş.

Arkadaşlarına karşı da bu kadar hassas olabildiği için kendisini tebrik ediyormuş. Kolay bir şey değil tabi ki o devasa ellerle arkadaşlarını ebelemek, arkadaşlarının ellerini sıkarken onlara zarar vermemek hiçte kolay değil. Arkadaşlarına sarıldığında onların kemiklerini kırmamış olmak kendi adına büyük bir başarı tabi ki, arkadaşı olan o çocukları sarılıp öptüğünde yanaklarına zarar vermemiş olmak kolay bir iş mi sanki? Küçük Veli her gece yatağına uzandığında tüm gününü düşünerek hem kendiyle gurur duyuyor hem de oldukça güzel bir uyku uyuyormuş. Koca bir dev olup da insanlara zarar vermemek çok önemli bir konuymuş ona göre.

Günlerden bir gün yine mahallenin çocukları ile oyun oynamaya kaptırmış kendini. Küçük bir çocuk ceviz ağacına tırmanmış. Sonrada aşağı inmeyi beceremeyen bu küçük çocuk ağlamaya başlamış. Velinin arkadaşları “haydi Veli hani sen kocaman bir devdin indir onu aşağıya” demişler.

Veli yukarı uzanmış ama bir türlü yetişememiş. Sonra tekrar uzanmış yine olmamış. Veli bir türlü çocuğu ağaçtan aşağıya indirmeyi başaramamış. Kendi de çok şaşırmış durumuna. “Neden böyle oldu ki” demiş kendi kendine. “Ben aslında kocaman bir devim. Böyle olmamalı ” demiş.

Diğer çocuklar dalga geçer gibi “sen bir dev değilsin. Dev olan biri hemen çocuğu ağaçtan indirirdi.” derler. O zaman Veli bu duruma sevinsin mi ağlasın mı bilememiş. Annesi ile babasına anlatmış. Onlarda ” bak demek ki bir dev değilsin. O zaman arkadaşlarınla daha rahat oynayabilir ve istediğin kadar gezebilirsin.” demişler. O da artık kocaman bir dev değil de küçük bir çocuk olduğunu anlamış ve bu duruma alışmaya çalışmış.

Bir kaç gün içerisinde de alışmış zaten dev olmadığına. Arkadaşları gibi sıradan ve mutlu bir çocuk olmaya başlamış. Arkadaşları da velinin doğruyu anlamasına sevinmişler ve onu daha çok aralarına almışlar. Eskiden söylenen şeyleri daha fazla konuşmamışlar. Bazı zamanalar Veliye takılsalar da çok fazla Velinin üzerine gitmemişler.

Günler geçmiş Veli iyice dev olduğunu unutmuş ve oyun oynarken biraz oyunun dozunu kaçırmış. Arkadaşlarını öperken onlara sarılırken daha sert olmaya başlamış. Artık arkadaşları ile eşit olduğu için çok fazla nazik olmasına gerek yok diye düşünüyormuş. Çocuklar bu sertlikten şikâyetçi olup Veliyi anne ve babasına şikâyet etmişler. Annesi ve babası Veliyi uyarınca veli yine düzelmiş. Çünkü arkadaşlarını kaybetmek üzereymiş. Aradan uzun zamanlar geçmiş mevsimler mevsimleri kovalamış. Veli çok büyümüş.

En sonunda dokuz yaşına basmış. Arkadaşları ile iyi geçinse de arada sırada haylazlıkları da olmuyormuş değilmiş. Anne ve babası uyarınca hemen düzeliyor ama biraz zaman geçince yine o yaramazlıkları yapıyormuş. Hem yaramaz hem uslu birçok özelliği olan bir çocuk olmuş.

Günlerden bir gün arkadaşları ile elim baş oyunu oynuyorlarmış. Her tarafı toz içindeymiş. Oyun oynayan arkadaşlarına görünmeden ortadan kaybolmuş. Arkadaşları da Velinin nereye kaybolduğunu merak etmemişler. Çünkü onun kaybolduğunu bile fark etmemişler oyun telaşından. Saat baya geç olmuş. Eve gitmesi gereken çocuklar bir türlü eve gitmemek için direniyorlarmış. Sonra birden misket oynayan çocukların arkasında bulunan moloz yığınlarının ve yıkıntıların arkasından devasa bir şey çıkmış ortaya. Çocuklar çok korkmuşlar. Kafası insan kafasına benzemiyormuş, vücudu da çok acayip bir haldeymiş, ne insana benziyormuş ne de hayvana benziyormuş.

Çocuklar bağrışmaya başlamışlar.

Etrafta bas bas bağırarak “imdattt bu bir dev” demeye başlamışlar. Hem korkuyorlar hem de bu devi görmek için birbirileri ile yarışıyorlarmış. Daha küçük olan çocuklar korkularından altlarına bile kaçırmışlar.

Anneler kocaman sopalarla ve küreklerle aşağıya inmişler.

Amaçları devden çocuklarını korumakmış. Devin üzerine doğru ellerinde sopalarla koşturmuşlar. Dev kükreyince hemen terliklerini bile arkada bırakarak geri geri kaçmışlar. Artık herkes çok korkmuş.

Ağlaya ağlaya kaçışmaya başlamışlar. Birden bire dev ne olduysa hemen ortadan kaybolmuş. Kimse nasıl kaybolduğunu anlamamış bile.

Nereye gittiğini nasıl gittiğini gören olmamış. Birden bire ortaya çıkan o koca dev yine birden bire ortadan kayboluvermiş. Tabi ki bu koca dev küçük Veliden başkası değilmiş. Uzun sopaları geçirmiş ayağına birde büyük bir çuval giymiş. Olmuş mu sana kocaman bir dev.

Onun amacı da dev olmak nasıl bir şeymiş merak etmektir.

Ondan böyle bir şey yapmış. Çocukken kendini dev sanmasının sebebi de kendisinin de devlerden korkuyor olmasıymış. Bugün gerçekten devam görse o da korkarmış. Yatağına uzandığı yerden yaptığı şeyi düşünüp gülümsemiş. “Artık dev diye bir şey yok. O dev nasıl olsa bendim. İyi ki de bendim.

Artık ben bile korkmuyorum devlerden” demiş. Böylece devlerin olmadığını kendisine bile ispatlamış. Yatağında huzurlu ve mutlu bir uykuya dalmış.

 

Göle Yoğurt Çalmak Fıkrası

Hoca Nasrettin’i bilirsiniz çocuklar, bilgin kişiliğinin yanında, latifeli, nüktedan, yaşadığı toplumu her yönüyle iyi bilen, toplumun aksayan yönlerini kendine has mizacıyla düzeltmek için uğraşan sevimli bir tonton dedemizdir.

Türk kültüründe çok önemli bir yere sahiptir. Hatta Hoca Nasrettin’in ünü komşu coğrafyaları etkilemiş desek abartmış olmayız.

Şimdi sizlere Nasrettin hoca’nın “Göle yoğurt çalmak” fıkrasını anlatacağım.

Günlerden bir gün Nasrettin Hoca eline yoğurt mayası bakraçını alıp göle doğru yola koyulmuş.

Gölün etrafında piknik yapan köylüler Hoca’ya dikkat kesilmişler.

Hoca Nasrettin başlamış yoğurt mayasını göle kaşık, kaşık dökmeye:

Köyüler şaşkınlıkla izlerken, içlerinden biri Hoca’nın yanına varmış.

Hayırdır Hocam? Ne yapıyorsun böyle? diye sormuş.

Göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş.

İlahi, hocam, hiç göle maya çalmakla göl maya tutar mı?

Hoca Nasrettin O nüktedan cevaplarından birini daha vermiş;

Ya tutarsa…

Hoca Nasrettin bu davranışıyla, yaşadığı toplumda olmadık işlerle uğraşan, boş hevesler peşinde koşan kişilere ders vermek istemiştir.

Nasrettin Hoca Yemeğin Buğusu, Paranın Sesi Fıkrası

Nasrettin Hoca Akşehir’de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir.

Aşçı sözü almış :
Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım.

Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum.

Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin.

Bu adam elinde somun ekmekle geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi.

Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.

Nasrettin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp

Doğru mu bunlar ? diye sormuş.

Evet, demiş fakir adam.

Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.

Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Nasrettin Hoca’ya uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına.

Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış.

Sonra da
Haydi demiş aldın işte alacağını. Aşçı :
Nasıl olur? diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz.

Hoca cevap vermiş

Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan paranın da sesini alır elbet

Siyah turpun içine bal koyup 1 gece bekletip yerseniz…

Devamını Oku…

Öksürüğü anında kesen ”siyah turp ve bal”Siyah turp ve bal son zamanlarda öksürük ve grip gibi bir çok sağlık sorununda kullanılan alternatif tıp yöntemleri arasında yer alıyor

Peki, ne işe yarar bu siyah turp ve bal sorusunu soruyorsanız birazdan öğreneceksiniz. İşte siyah turp ve bal nasıl yapılır, siyah turp ve bal ne işe yarar, siyah turp ve bal aç karnına içilir mi sorularına verilen cevaplar…

Siyah turp ve bal alternatif tıpta öksürük, bronşit ve diğer solunum sistemi rahatsızlıkları için doğal bir çare olarak kullanılmıştır. Bu olağanüstü öksürük şurubu hoş bir tada sahiptir ve hazırlanması çok kolaydır. Çok sağlıklı fakat yine de masalarımızda pek görülmeyen bu değerli sebzeyi kullanmanın tüm yollarını öğrenmek için okumaya devam edin.

Siyah turpun faydalarıSiyah turp Asya’dan geldiği ve en erken ekilen gıdalardan biri olduğuna inanılıyor. Eski Mısırlılar tarafından turpun tohumları yağ üretimi için kullanılırmış. siyah turpun her zaman kırmızıya oranla daha sağlıklı olduğu söylenmektedir. C vitamini açısından kara turp portakal ve diğer meyvelerden daha üstündür.

C vitamini eksikliği olanlara karaturp tüketilmesi şiddetle tavsiye edilmektedir. Özellikle kışın siyah turpun içerisina bal koyarak tüketmek hem hastalıkların

giderilmesine yardımcı olur hem de bağışıklık sitemini hızlı bir şekilde güçlendirir.

C vitamini kış ayları için oldukça önemli bir vitamin türüdür. Bu vitamin kış aylarında özellikle önemlidir, çünkü gribin ve soğuk algınlığının önlenmesinde inanılmaz derecede fayda sağlar.

Siyah turp ve bal sağlık açısından çeşitli faydalar sağlamaktadır.Siyah turp ve balın nasıl hazırlandığını anlatmadan önce ilk olarak faydalarından bahsetmemizde yarar var.

İşte siyah turp ve balın faydaları1- İçerdiği yüksek miktardaki antioksidandan dolayı kan damarlarını hasardan korur. İnme ve felç riskini azaltır.2- Düzensiz kalp atışları, yorgunluk ve kas kramplarının düzelmesine yardımcı olur.3- Kabızlığı önleyerek sindirim sitemini kolaylaştırır.

4- Ter atmamızı sağlayarak toksinlerin hızlı bir şekilde atılmasını sağlar.5- Öksürüğün kesilmesine yardımcı olur. Bronşiti hızlı bir şekilde geçirir, balgam söktürücü özelliği bulunmaktadır.

Siyah turp ve bal nasıl hazırlanır?1- Siyah turp ve balı hazırlaması oldukça kolaydır.2- İlk olarak turpu yıkayın.3- Siyah turpun tepesini kesin ve küçük bir delik oluşturun.4- Daha sonra içerisine bir miktar bal ekleyip, turbu bardağın üzerine yerleştirin. Çünkü turpun altından sızıntı olacaktır ve siz o sızıntı halinde bardağın içerisine akan sıvıyı içeceksiniz.5- Bu işlem için 12 saat beklemeniz gerekmektedir. 12 saatin sonunda bardağa akan sıvıyı tüketmeye başlayabilirsiniz.

Siyah turp nasıl tüketilir?Siyah turp ve balı yemeklerden önce 2 veya 3 kaşık alarak tüketmeniz gerekir. Öksürük için kara turp ve balı tükettiğinizde ertesi sabah öksürüğünüz kesilmiş olduğunu ve bronşlarınızın açılmış olduğunu fark ederseniz şaşırmayın deriz.